Genel

Uluslararası Kariyerli Spor Mezunları: Fatih Özmen

Derneğimiz, ülkemizin ihtiyacı olan nitelikli spor çalışanlarının özlük haklarını korur ve niteliğinin geliştirilebilmesi için faaliyetler düzenleyerek; çalışanların daha nitelikli, sertifika sahibi kişiler olması için gerekli faaliyet ve çalışmaları yapmak üzere kurulmuştur.

Dernek kuruluş misyon ve vizyonumuza paralel olarak Spor Derneği ve Spor Bilimleri Topluluğu – SBT işbirliğiyle ülkemizde yetişmiş ama hali hazırda kariyerine yurt dışında devam eden spor mezunlarıyla sizleri buluşturmaya devam ediyoruz.

Altıncı konuğumuz kariyerini Amerika’da yelken antrenörü ve yönetici olarak geçiren Fatih Özmen.

Konuğumuz, Marmara Üniversitesi SBF mezunu olup Türkiye’deki başta Türkiye Yelken Federasyonu Sportif Direktörlük görevi olmak üzere bir çok köklü kulübümüzde kritik görevler almıştır. Fatih Özmen, neden Türkiye’deki bu kritik görevlerini bırakıp da yelken branşında Amerika’ya uzandı, merak edenler için detayları Sn. Özmen’den dinleyelim.

Fatih Özmen ve Olimpik Milli Sporcumuz Alican Kaynar

1991 yılında başladığım ve milli takım sporcusu olarak devam ettiğim sporculuk hayatımın sonlanmasının ardından, kariyerime antrenör ve yönetici olarak devam etmekteyim. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’ndan mezun olduktan sonra, burada edindiğim bilgilerle kariyerime yön verdim.

100’den Fazla Kez Milli Sporcu Olarak Ülkemizi Temsil Ettim

Yelken sporuyla 1991 yılında İstanbul Yelken Kulübü’nde tanıştım. İlk günlerden itibaren yelken, benim için bir hobiden öte bir yaşam biçimine dönüştü. Bu çok sevdiğim sporda başarılı olabilmek için tüm gücümle çalıştım. Yuvam olarak gördüğüm İstanbul Yelken Kulübü’nün köklü gelenekleri ve eski yelkencileriyle aynı ortamda bulunmanın verdiği motivasyon, yelkene olan bağlılığımı daha da pekiştirdi. İlk olarak lokal, ardından ulusal yarışlarda elde ettiğim başarılar sayesinde milli takıma seçilme onuruna eriştim. Farklı sınıflarda 100’den fazla kez milli sporcu olarak ülkemizi temsil ettim.

Okulda Yelken Branşı Olmadığı İçin Kabul Edilmedim

Yelken sporundaki performansım geliştikçe ve başarılarım arttıkça, sporculuk kariyerimi akademik bir gelecek ile paralel yürütmek istedim. Bu dönem, yelkenciliği bir meslek olarak yapabileceğime karar verdiğim bir dönemdi. Öncelikle Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’na girebilmek için sınava girdim. Ancak o dönemdeki sistemde başarılı olarak ikinci aşamaya geçtiğim branş sınavında, okulda yelken branşı olmadığı için kabul edilmedim.

Sonrasında, dönemin yürürlükte olan yönetmeliği gereği Balkan Şampiyonası’nda kazandığım madalya sayesinde sınavsız olarak Marmara Üniversitesi’nin Öğretmenlik Bölümü’ne yerleştirildim. Her ne kadar ilgi alanım antrenörlük olsa da mevzuat gereği milli porcular sadece öğretmenlik bölümlerine sınavsız olarak girebiliyorlardı. Öğrencilik hayatımın ilk yılları, sürekli milli takım müsabakaları ve kamplarında geçtiği için hayal ettiğim yoğunlukta olmadı; bu eksikliği her zaman hissettim. Ancak sporculuktan antrenörlüğe geçtiğim dönemde okula daha fazla zaman ayırarak mezun olmayı başardım.

Uluslararası Kamp Direktörü Ünvanı

Sporculuğun ardından başladığım antrenörlük kariyerimde Olimpik Milli Takım Antrenörü olarak çalıştırdığım sporcular, 2004 ve 2008 olimpiyatlarına katılma başarısı gösterdi. Bu süreçte, 2003 ve 2005 yıllarında Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden “Sporda Üstün Başarı” ödülünü ve Türkiye Yelken Federasyonu’ndan “Yılın Antrenörü” ödüllerini alma onuruna eriştim.

2001-2004 yılları arasında Türkiye Yelken Federasyonu Eğitim Kurulu üyesi olarak görev aldım ve bu dönemde birikimlerimi antrenör ve yöneticilere verdiğim seminer ve kurslarla paylaştım. 2004 yılından itibaren Türkiye’nin en kapsamlı yelken okullarını kurarak, yelkenciliğin gelişimine katkıda bulunmaya devam ettim. 2013 yılında Sydney’de düzenlenen “International Camp Director Course”u tamamlayarak “Uluslararası Kamp Direktörü” unvanını kazandım.

2018-2021 yılları arasında Türkiye Yelken Federasyonu sportif direktörü olarak görev yaparak, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunlarında kafile lideri olarak Olimpik Milli Takımımıza liderlik ettim. Bu görev sırasında, yelken eğitim sisteminin modernizasyonundan federasyonun kurumsal yapısının geliştirilmesine ve sporcularımıza en yüksek kalitede destek vermeye kadar geniş bir yelpazede görev yaptım.

Halen World Sailing – Dünya Yelken Federasyonu çatısı altında “Youth Event Sub- Committee” ve “Regional Games Sub-Committee” komitelerinde aktif görev alarak, uluslararası düzeyde de yelkenciliğe katkıda bulunmaktayım.

ABD’de Yelken Sporunu Tanıtmak Gibi Bir Gündem Yok, Çünkü Aileler Bu Konuda Çok Bilinçli

Performans sporunun en sevdiğim yanlarından biri olan seyahat etmek ve birçok insan tanımak sayesinde, yurt dışında çalışma fırsatları zaman zaman önüme gelmişti. Ancak, bu tür fırsatların doğru bir zamanda ortaya çıkması çok önemliydi, özellikle eşim ve kızım ile birlikte plan yaptığımız için bu şartları her zaman birlikte değerlendiriyorduk. Karşılıklı görüşmeler sonucunda gelen bir iş imkânını değerlendirerek Amerika’ya taşındım. İki yıldır Lakewood Yacht Club’da program direktörü ve baş antrenör olarak görev yapmaktayım.

Sorumlu olduğum programda, yaklaşık 100 çocuk ve genç performans sporu yapıyor. Ayrıca her yıl büyük bir katılımla gerçekleşen yelkenle tanışma programları düzenliyoruz.

Kulübe ait 12 teknelik bir yat filosu bulunuyor ve bu teknelerle düzenli olarak yarışlar organize ediyoruz. Buna ek olarak, bazı kurumlarla yaptığımız ortaklıklarla özel programlar da yıl boyunca faaliyet alanımızda yer alıyor. Örneğin, özel ilgi gerektiren ve öğrenme zorluğu yaşayan çocuklara yelken sporunu kullanarak katkıda bulunmak için bir programımız var.

Amerika ve Türkiye’nin denizcilik kültürleri arasındaki farkları değerlendirmek gerekirse, bunu sadece yelken sporu olarak değil genel denizcilik açısından yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Amerika’da özellikle küçük tekneler ve amatör denizcilik çok yaygın. Burada denizciliğin büyük bir bölümü, arabanın arkasında çekilen teknelerle gerçekleşiyor, dolayısıyla kimse marinalara mecbur değil. Bunu başarabilmek için her yerleşim yerinde suya ulaşmak için kullanılabilecek, “Public Ramp” olarak adlandırılan, teknenizi denize indirip treyler ve aracınızı park edebileceğiniz ücretsiz alanlar var.

Ailelerin denizciliğe zaman ayırması, çocukların da yelken yapmasını kaçınılmaz kılıyor. Burada yelken sporunu tanıtmak gibi bir gündem yok, çünkü aileler bu konuda çok bilinçli.

Yeni Mezun ya da SBF Öğrencilerine Tavsiyeler

Öğrenci ya da mezun olmuş herkese, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bir kariyer inşa etmek isteyenlere en önemli tavsiyem, kariyer planlarını yaparken kendilerine şu soruyu sormaları olur: “Bu alanda nasıl bir fark yaratabilirim?” Öncelikle, dolduracakları boşluğu iyi hesaplayarak, tüm konsantrasyonlarını buna vermeleri önemlidir.

Tüm kalbimle inanıyorum ki, iyi bir yaşam için gerekli olan yaşam şartları spor alanında sağlanabilir. Ancak, bu yaşamı en iyi şekilde sürdürebilmek için yapacağımız işe karşılığını en iyi şekilde vermek ve sorumluluk alarak, ancak böylece bir kariyer inşa edebiliriz. İşte bu kariyer yolculuğunda, kendimize daima “Ben neyi başarabilirim?” sorusunu sormamız gerekiyor. Bu sorunun cevabını bulmak, hem kişisel hem de profesyonel gelişimimiz açısından büyük önem taşır.

Hayatta her adımı, her kararı, en iyi şekilde değerlendirerek ilerlemek, sadece kariyerimize değil, aynı zamanda yaşamımıza da olumlu katkılar sağlar. Her birimiz, kendi alanımızda, kendi tutkularımız ve yeteneklerimiz doğrultusunda, dünyaya bir şeyler katmak için buradayız. Bu yolculukta, kararlılıkla ilerlemek ve kendimize inanmak, başarıya giden yolu aydınlatır.

Sizlerden Gelen Sorular:

Amerika’da iş bakmak için nerelerden yararlanabilirim ?

Amerika’da spor endüstrisi oldukça iyi yapılandırıldığı için her spor dalı için özel iş ilanı platformları bulunmaktadır. Örneğin, yelken sporuyla ilgili olarak “sail1design” adlı platformda tüm iş ilanlarını, başvuruları ve diğer detayları bulabilirsiniz. Diğer spor dallarında da benzer platformlar mevcuttur. Dolayısıyla, Amerika’da spor endüstrisinde iş ilanlarına ulaşmak oldukça kolaydır ve ilgili profesyonel için geniş bir iş imkânı yelpazesi sunmaktadır.

Çalışma ve oturma iznini nasıl aldınız ?

Amerika’da çalışmak için gerekli yasal izinleri almak kolay ve ucuz bir süreç değil. Bu sürecin başında işverenin yapması gereken bir başvuru bulunuyor. Ancak bu başvurunun işleyişi, deneyimlerime göre genellikle 3 ila 6 ay arasında değişen bir zaman dilimini kapsıyor ve maliyeti oldukça yüksek olabiliyor.

Bu başvuruyu yapmanın iki yolu bulunuyor: O1 – Extraordinary Ability ve EB1 – Employment-Based Immigration vize tipleri. İşverenler genellikle daha kısa sürede sonuçlanabilen O1 vizesini tercih ediyorlar. Aradaki fark ise şu şekilde: O1 vizesi belirli tarih aralıklarında yenilenmek zorunda ve sadece size O1 başvurusu yapan işverende çalışma izni veriyor. EB1 ise resmi bir çalışma izni olduğu için işverenle bağınızı sınırlamıyor.

Ancak, burada önemli olan vize süreçleri değil, bu vize türlerini alabilmek için gereken bilgi, beceri, kariyer ve referanslara sahip olmaktır. Bu vize türlerini alabilmeniz için Amerika’da ilgili spor branşına önemli katkılarda bulunacağınızı ispatlamanız gerekiyor. Bu da genellikle zorlu bir süreç olabiliyor ve başvuruyu yapacak kişinin, bu becerileri ve katkıyı sağlayabilecek yetkinliği göstermesi gerekiyor.

Üniversite uzmanlık dersi alan birisi Amerika’da yelken öğretebilir mi?

Türkiye’de elde edilen bir diploma, uluslararası geçerliliği yoksa Amerika’da spor alanında çalışma izni sağlamaz. Ancak, o işi yapmaya yetenekli olduğunuzu gösterme açısından önemli bir referans teşkil eder. Amerikan sistemi içerisinde, ilk yardım sertifikası, gerekli ehliyetler, “Safe Sport”, “Coaching Fundamentals” gibi eğitimleri almak ve ilgili spor otoritesinden eğitmen/antrenör belgesi edinmek gereklidir.

Ancak belirtmek gerekir ki, Amerika’da kurumsal yapı oldukça iyidir ve bu belgelerin çoğu online olarak, büyük bir zorluk olmadan alınabilir. Bu durum, iş arama ve profesyonel gelişim açısından oldukça avantajlı bir durumdur. Aslında işverenler sporcu sağlığını etkileyen bir sertifikasyon gerekmiyorsa bu konuda anlayışlı oluyorlar. Ancak en önemli konu, olası bir kaza ve yaralanma durumunda, gerekli sertifikasyona sahip olmamanızın sigorta kapsamı dışında kalmanıza neden olmasıdır. Bu durum, işverenlerin gerekli sertifikasyona hassasiyet göstermesini zorunlu kılar.


İlk gittiğinizde ingilizce olarak mesleğinizi yapmakta zorlandığınız oldu mu?

Amerika’ya ilk geldiğimde İngilizce ile ilgili bir sıkıntı yaşamadım ancak sisteme alışmam zaman aldı zira bir çok ülkedeki sistemi bilmeme rağmen Amerika tamamen farklı bir sisteme sahip.

 

Türkiye Yelken Federasyon’unda önemli bir görev yürütmüşsünüz. Bu görevden neden ayrıldınız acaba?

Öncelikle belirtmek isterim ki öncelikle milli sporcu, sonrasında milli takım antrenörü, son olarak ise sportif direktör olarak tüm bilgi birikimim ile bir çok farklı alanda Federsayonumuza ve yelkenciliğimize faydalı olmaya çalıştım, sportif direktör olarak görev yaptığım bu süre zarfında özellikle Covid19 sebebi ile gerek yurt içi gerekse yurt dışı ve özellikle de Tokyo 2020 olimpiyatları operasyonlarında oldukça yıpratıcı bir dönem geçirdik ekip olarak. Hayatıma farklı bir yön vermek için ailem ile birlikte aldım bir karardı bu.

Türk yelkenciliği sizce başarılı mı?

Türk yelkenciliği dediğinizde bu çok geniş bir konu, detaylandırarak farklı alanlarda konuşmak tartışmak gerekir diye düşünüyorum. Ancak genç ve olimpik yelkencilerimizin uluslararası başarılarından ve bu alandaki yerlerinden bahsediyorsanız kesinlikle başarılı.

Amerika’da yelken antrenörü olmak için hangi belgelere ihtiyaç var?

Amerika’da yelken antrenörü olmak için US Sailing sertifikasyon sisteminde, çalışacağınız göreve uygun (Eğitmen / Antrenör) sertifikayı ilgili kurslara katılarak almanız gerekiyor. Ancak US Sailing programlarına katılmadan önce motorlu tekne ehliyeti, ilk yardım sertifikası ve gerekli formasyon eğitimlerini ön şart olarak tamamlamanız gerekiyor. Tüm eğitimler online olduğu için çok zorlayıcı bir süreç değil ancak tabi zaman alıyor.

Amerikalı yelkenciler bizden çok daha iyiler mi?

Bu bir sistem meselesi, şöyle anlatabilirim: Madalya sayısı bir ülkenin ulusal geliri, eğitim sisteminin kalitesi, spora verilen önem ve nüfus büyüklüğüne göre değerlendirildiğinde ülkelerin refah seviyelerinin yelkencilikte elde edilen madalya sayısında büyük bir etkisi olduğu görülüyor. Gençlerin yelken yapmaya başladıklarından itibaren olimpik havuza girebilecek seviyeye ulaşana kadar gereken destek ve finansmanın aileler, bağış toplama ve sponsorlar tarafından karşılanıyor. Federasyonlar ise tüm bütçe ve insan kaynağını olimpik programa yönlendirdiği için burada çok detaylı bir destek veriliyor. Dolayısı ile gençlik sınıflarında ilerisinde olduğumuz yelkencilerin olimpik program içerisine girince büyük bir ivme katettiğini görüyoruz. Sporcunun iyiliği almış olduğu desteğin kalitesi ile ölçülmeli diye düşünüyorum.

Türk yelkenciliğinin sizce en büyük sorunları neler?

Bu da çok geniş ve uzun uzun konuşulması gereken bir konu ancak performans yelkenciliğine gelmeden önce amatör denizcilik alanında bir örnek vererek sorunuzu yanıtlamaya çalışayım. Amerika’da kullanılan teknelerin %90’ı yerli üretim ve çok büyük bir bölümü 6 metre altındaki tekneler. Amatör denizciliğin çok büyük bir bölümü treyler ile insanların araçlarının arkasında çektiği tekneler ile gerçekleşiyor. Dolayısı ile marinalara bağımlı değil amatör denizciler. Amerika’da deniz ve göllerde her ilçede birden fazla “Public Ramp” olarak adlandırılan halka açık ve ücretsiz tekne rampaları var, bu rampalar çok büyük otopark alanlarının hemen önünde bulunuyor, ayrıca gerek teknelerin yerli üretim olması gerekse sonsuz finansman opsiyonunun bulunması sebebi ile tekneciliğe ulaşmak için zengin olmak gerekmiyor. Teknecilik bu kadar yaygın olunca tabi ki bu insanlar çocuklarını yelkencilikle tanıştırmak için kendileri girişimlerde bulunuyorlar, yelkenciliğin tanıtılmaya ve pazarlanmaya ihtiyacı yok burada. Piramitin tabanı çok büyük olduğu için tabi ki zirvesi de bu anlamda geniş, dolayısı ile sektörde istihdamdan olimpik yelkenciliğe kadar her alana büyük bir arz ve talep var. Yelken bir kitle sporu haline gelmeden, daha ulaşılabilir olmadan diğer spesifik konuların konuşulmasına gerek olmadığını düşünüyorum.

Spor Derneği
Basın ve Medya Kurulu

 

İlgili yazılar

Yılın Spor STK’sı Ödülü

Admin

Avrupa Halter Şampiyonası’nı 17 Madalya İle Tamamladık

Admin

6 Şubat, Unutmadık

Admin