ORTAK KAMUOYU AÇIKLAMASI
Üniversitelerde Kontenjan ve İstihdam Planlaması Bir Tercih Değil, Gelecek Meselesidir
Türkiye’de yükseköğretimin temel sorunlarından biri, bazı alanlarda üniversitelerin mezun sayıları ile ülkenin ve sektörlerin gerçek istihdam kapasitesi arasındaki dengenin yeterince gözetilememesidir.
Bu sorun yalnızca belirli bir meslek grubunun değil; gençlerin geleceğini, mesleklerin niteliğini ve ülkemizin insan kaynağının etkin kullanımını doğrudan ilgilendirmektedir.
Ankara Barosu, hukuk fakültelerinin sayısı ve kontenjanlarının mesleğin geleceği ve hukuk eğitiminin niteliği üzerindeki etkilerine uzun süredir dikkat çekmektedir. Nitekim Baro, 2024 yılında Adalet Bakanlığı ile yapılan görüşmede hukuk fakültesi kontenjanlarının azaltılması, başarı sıralamasının yükseltilmesi ve HMGS sonuçları dikkate alınarak bazı fakültelerin kapatılması veya birleştirilmesi yönündeki görüşlerini iletmiştir.
2025 Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda hukuk fakültesi kontenjanlarının önemli ölçüde azaltılması üzerine Ankara Barosu, bu gelişmeyi hukuk eğitiminde niteliğin yükseltilmesi ve avukatlık mesleğinin değerinin korunması açısından olumlu değerlendirmiş; hukuk fakültelerinin sayısı ve kontenjanlarına ilişkin planlamanın devam etmesi gerektiğini kamuoyuna açıklamıştır.
Türkiye’nin Spor Derneği de 3 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı “Üniversite Mezunu İşsizler Hakkında Ortak Açıklama” ile özellikle Spor Bilimleri Fakülteleri ve BESYO’larda mezun sayıları ile spor sektörünün gerçek istihdam kapasitesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Dernek daha sonra yükseköğretim kontenjanlarının gerçek istihdam ihtiyacıyla uyumlu hale getirilmesi, programların sektör ihtiyaçlarına göre güncellenmesi ve mezunların istihdam süreçlerinin izlenmesi yönündeki yaklaşımını sürdürmüştür. 
Farklı Meslekler, Ortak Bir Sorun
Bugün bir tarafta hukuk fakültesinden mezun olarak avukatlık mesleğine adım atan gençler, diğer tarafta Spor Bilimleri Fakülteleri ve BESYO’lardan mezun olarak spor sektöründe kendisine yer arayan gençler bulunmaktadır.
Alanlar farklı olsa da karşı karşıya kalınan temel mesele benzerdir:
Üniversite kontenjanları belirlenirken yalnızca yükseköğretime olan talep değil, eğitimin niteliği, ülkenin insan kaynağı ihtiyacı ve mezuniyet sonrasında oluşacak gerçek istihdam kapasitesi de dikkate alınmalıdır.
Gençlerimize yalnızca üniversite kontenjanı sunmak yeterli değildir. Onlara nitelikli eğitim, mesleki yeterlilik ve mezuniyet sonrasında sürdürülebilir bir gelecek sağlayabilecek bir yükseköğretim sistemi oluşturulmalıdır.
YÖK’ün Attığı Adımları Önemsiyoruz
6 Eylül 2026’da açıklanan 2027–2029 Orta Vadeli Program, yükseköğretim ile işgücü piyasası arasındaki ilişkinin güçlendirilmesini öngören yeni dönemin önemli politika belgelerinden biridir.
Bu doğrultuda üniversite kontenjanlarının kamu ve özel sektörün orta vadeli işgücü ihtiyaçlarıyla daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesi; mesleki ve teknik eğitim programlarının güncellenmesi; staj ve işbaşı eğitimlerinde özel sektör katılımının artırılması ve mezunların işgücü piyasasındaki durumlarının takip edilmesine yönelik sistemlerin geliştirilmesi yönündeki politikaları önemli buluyoruz.
Ankara Barosu ile Türkiye’nin Spor Derneği’nin farklı tarihlerde ve kendi çalışma alanlarında dile getirdiği sorunlarla aynı doğrultuda yükseköğretim politikalarının geliştirilmesini memnuniyetle karşılıyoruz.
Ortak Çağrımızdır
Yükseköğretimde başlayan bu yaklaşımın kalıcı ve veriye dayalı bir sisteme dönüştürülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Hukuk Fakülteleri ile Spor Bilimleri Fakülteleri ve BESYO’lar başta olmak üzere, tüm mezun arzının istihdam kapasitesinin üzerinde seyrettiği programlarda kontenjanların düzenli olarak gözden geçirilmesini; programların niteliğinin, mezun istihdam verilerinin ve sektör ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesini; mezun takip sisteminin etkin biçimde uygulanmasını ve üniversite–meslek kuruluşu–sektör iş birliğinin güçlendirilmesini gerekli görüyoruz.
Üniversitelerin başarısı yalnızca kaç öğrenci kabul ettikleri veya kaç mezun verdikleri üzerinden değil, yetiştirdikleri gençlerin mesleki yeterlilikleri ve eğitimlerini sürdürülebilir bir meslek hayatına dönüştürebilme imkânları üzerinden de değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca üniversite mezunu sayısını artırmak değildir.
Mesele; nitelikli eğitim almış, mesleğinde geleceğini görebilen ve ülkesine değer üreten gençler yetiştirmektir.
Bu doğrultuda atılacak bilimsel, veriye dayalı ve sürdürülebilir adımların takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
ANKARA BAROSU ve SPOR DERNEĞİ
Ankara Barosu ile İş Birliği Protokolünde İkinci Aşamaya Geçildi



